İKSV'nın düzenlediği 45. İstanbul Film festivali başlıyor

45. İstanbul Film Festivali: Nisan’da Sinemanın Adresi Yine İstanbul

Her yıl nisan geldiğinde İstanbul’da tanıdık bir heyecan başlar. Sinema salonlarının önünde uzayan kuyruklar, filmin bitmesinin ardından kaldırımda bitmek bilmeyen tartışmalar, farklı dillerden altyazılar… Bunların hepsi aynı şeyin işareti: İstanbul Film Festivali yine kapılarını açıyor.

Bu yıl 45. kez düzenlenen festival, 9–19 Nisan 2026 tarihleri arasında 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmle sinemaseverleri bekliyor. On bir gün, iki yakada onlarca salon ve dünyanın dört bir yanından seçilmiş filmler.


Peki bu festival neden önemli

İstanbul Film Festivali, adını duyduğunuz ama belki hiç gitmeyi düşünmediğiniz bir etkinlik olabilir. Ama şunu söyleyelim: bu festival, sıradan bir sinema programı değil.

1982’den bu yana milyonlarca kişiye sinemayı sevdiren, bugün yapımlarını severek izlediğimiz yönetmenleri ve oyuncuları yetiştiren bir okul işlevi gören bu buluşma, Türkiye’nin en köklü kültür etkinliklerinden biri. Cannes’dan, Berlin’den, Sundance’ten geçmiş ödüllü filmleri İstanbul’a taşıyor; hem uluslararası sinemayı hem de Türk sinemasının yeni seslerini aynı çatı altında sunuyor. Yani hem dünya sinemasını takip etmek hem de yerli bağımsız sinemayı keşfetmek için birebir bir fırsat.


Isabel Coixet'in Üç Veda filmi
Üç Veda

Bu yılın açılışını kim yapıyor?

Festivalin açılış galasında Katalan yönetmen Isabel Coixet’in son filmi Üç Veda gösterilecek. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan film, Alba Rohrwacher ile Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı duygusal bir yapım. Coixet’i Bilmediğim Hikayeler gibi filmlerden tanıyorsanız ne demek istediğimizi anlarsınız — insan ilişkilerini sade ama sarsıcı biçimde anlatan bir yönetmen bu. Güçlü bir açılış seçimi.


Anne Hathaway'in kusurszu görüntüsü
Mother Mary

Hangi filmler öne çıkıyor?

Festival programına bakınca kadro gerçekten iddialı. Jude Law, Anne Hathaway, Mads Mikkelsen, Tony Leung gibi isimler bu yılki seçkide yer alıyor.

Kremlin’in Büyücüsü — Paul Dano, Jude Law ve Alicia Vikander’lı siyasi gerilim merak uyandıran başlıklar arasında. Sessiz Dost — Tony Leung ve Léa Seydoux’un birlikte göründüğü çarpıcı kadrosuyla dikkat çekiyor. Mother Mary — Anne Hathaway ve Michaela Coel’in başrollerinde olduğu bu film ABD vizyonuyla eş zamanlı burada da gösterilecek. Fuze: Fünye — Bu yılın jüri başkanı David Mackenzie’nin bizzat yönettiği, Aaron Taylor-Johnson ve Theo James’li yapım Toronto’da büyük yankı uyandırmıştı.

Altın Lale Yarışması’nın en dikkat çekici filmine gelince: Bi Gan’ın yönettiği Diriliş (Resurrection), geçen yıl Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. 100 yıla yayılan, farklı türleri harmanlayan ve rüyamsı bir atmosfere sahip olduğu söylenen bu yapım, festivalin en merak uyandıran başlığı olmaya aday.


Türk sinemasını takip edenler için de güzel haberler var

Festival yalnızca uluslararası filmlerden ibaret değil. Yalnızca ilk ve ikinci filmini çeken yönetmenlere açık olan Yeni Bakışlar bölümünde 13 yerli film yer alıyor. Türk sinemasının henüz adını tam koymadığımız yeni isimlerini ilk kez bu tür etkinliklerde keşfediyoruz — bu bölüm her yıl sürpriz çıkıyor.

Kısa Film Yarışması’nda da 11 yerli yapım birbiriyle yarışıyor. Kısa filmi “küçük iş” gibi görmeyin; Türkiye’deki en iyi yönetmenlerin büyük çoğunluğu önce burada kendini ispat etmiştir.


Türkan Şoray ve Ayhan Işık el ele
Acı Hayat

Klasikler de geri dönüyor

Türk sinemasının ustası Metin Erksan’ın 1962 yapımı Acı Hayat‘ı, dönemin toplumsal yapısını güçlü biçimde ele alan bu film, restore edilmiş kopyasıyla büyük perdede yeniden gösterilecek. Türkan Şoray ve Ayhan Işık’ın başrollerindeki bu yapıtı bugüne kadar kaçırdıysanız, bu fırsatı değerlendirin.

Bunun yanında Sean Connery’li ilk James Bond filmlerinden Rusya’dan Sevgilerle de klasikler bölümünde yer alıyor — 60’ların İstanbul’u, Dolmabahçe ve Beylerbeyi sarayları, dönemin estetiği… Hem nostaljik hem keyifli bir deneyim.


Nilüfer Aydan'a onur ödülü
Nilüfer Aydan

Bu yılın onur ödülleri

Sinema Onur Ödülü bu yıl iki isme veriliyor: oyuncu Nilüfer Aydan ve yönetmen Gianfranco Rosi. Rosi’nin belgeseli Pompei: Bulutların Altında da bu yılki programda yer aldığından, kendisi hem ödülünü alacak hem de filmiyle burada olacak — güzel bir tesadüf.


Nisan’da İstanbul’da olmak için zaten yeterince sebebiniz vardır. Ama bu yıl bir tane daha eklenmiş oldu.